Yazdır
PDF

ALTAY'ın alevden atı Anadolu'nun saf topraklarında bir kıvılcım, kötülükleri yakan bir meşale olmak için yola çıktı.
(Baran Dergisinin ALTAY Siyasi Araştırmalar Merkezi Genel Sekreteri Halil Kantarcı ile yaptığı röportaj)

      Baran:

      -Halil Bey... Heyecan ve ümit veren bir teşekkül olarak gördüğümüz ALTAY Derneği adına, kuruluşunuzdan bugüne geçen sürece ve bundan sonraki planlarınıza dair söylemek istediklerinizi almadan önce; özellikle, "Niçin dernek faaliyeti?" diye bir soru yöneltsem?..

      H. Kantarcı:

      -Gayet yerinde bir giriş olur! Söylemek veya sormak istediğinizi anladığımı sanıyorum... Dernek deyince akla ilk gelen, hani "olmasa da olur ama olsa fena olmaz" kabilinden veya çalışmaktansa çalışanın gölgesine sığınılacak, kaçılacak, gizlenilecek yahut teselli bulunacak bir şey, bir yer, bir teşekkül imajı... Dernek faaliyetinde ilk kırılması gereken şey işte bu imaj... Ve aslında bu tür bir faaliyette başarıya ulaşıldığında hiç olamayacak; yani bu tür zaafların barınamayacağı bir yapıdır dernek.

      İşin işe, adamın adama bağlı olduğu ve görevlerin savsaklanmasının mümkün olmadığı bir yapı. Zaten "gönüllülük" temelinde iş yaptığınız için gönülsüz katılım olmaz. Veya gönülsüzlükle iş yürüyemeyeceği için hemen bir gönüllü ( ve tabi ehil) olan o işi devralır. Tabi sadece dernekte değil, her teşkilatta gönülden katılım vardır ama dernek tamamen gönüllülük esasında yürür. İş içinde gönüldaşlık diyelim buna.

      "Niçin dernek?"dediniz. Tabiî ki çoğalmak için! Hem faaliyet yelpazesini genişletmek, hem keyfiyette, işte, eserde çoğalmak, hem de; kemiyette, sayıda, insanda çoğalmak için. Bugün Türkiye'de(istisnaları hariç) nidüğü belirsiz binlerce dernekten biri olmadığımızı en başta, kuruluşumuzda BD- İBDA fikriyatına bağlılığımızla belirttiğimize göre, dernek vasfının, bu fikriyata hizmet gayesi ile oluşmuş yeni bir çatıdan ibaret olduğu da anlaşılır. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz panel ve konferanslarımıza gelen Profesöründen Milletvekiline, öğretmeninden sade vatandaşına kadar herkes bu fikriyattan haberdar olarak geldi. Şunun farkındayız: Belirli bir bütünün parçası olarak, dernek vasfıyla yapılabilecek faaliyetler o bütünde yerini bulmalı ki hem bugüne kadar gösterilen emek ziyan olmasın hem de doğrular üzerinde yürüyerek çatımız genişletelim.

      Derneğimiz kurulalı henüz bir yıl olmadı ve üye sayısı bakımından da "birkaç kişi" diyebileceğim kadar az olmamıza rağmen bugün, birçok dalda faaliyet göstermek gibi bir zorunluluk hissediyoruz. Bu, bağlı olduğumuz fikrin kuvvetinden; hayatın her alanına sarkan, sarkmak isteyen bir enerjiden kaynaklanıyor.

      Baran:

      -Dernek anlayışımız hususunda gerçekten aydınlatıcı bir giriş oldu... Bundan sonra ki hedefleriniz nelerdir; üye kabulü ve üyelerin vazifeleri ile ilgili... Gönüllülük dediniz...

      H. Kantarcı:

      -Evet... Geçen şu kadar zamanda gördük ki, yapılabilecek- yapılması gereken işlerin, faaliyetlerin çokluğu, keyfiyette olduğu gibi kemiyette de çoğalmayı gerektiriyor! Belli mevzularda çalışmaları olan arkadaşlarımız var. Eğitim, edebiyat, dış politika, iktisat, hukuk vs. Hem bu dallarda hem de akademik ve sosyal faaliyetler de ihtisaslaşma ve dayanışmayı pekiştirmek gerekiyor. Üye sayısının artışına paralel olarak derneğin bu yönde ki çalışmaları aratacaktır. Buradan, herhangi bir konuda çalışma yapan veya yapmak isteyen herkesi ALTAY Derneğine üye olmaya çağırıyoruz. Tek başına bulunamayan imkânlar veya gerçekleştirilemeyen hayaller- planlar için bir imkân alanı, faaliyet sahası ALTAY Derneği. Böyle olmasını istiyor ve bunun için çalışıyoruz.

      İlk faaliyetlerimizden itibaren, İstanbul, Ankara gibi Büyükşehirlerin yanında Anadolu'da da sevindirici bir ilgiyle karşılandı ALTAY Derneği Antep, Maraş, Kayseri gibi Anadolu'nun pek çok ilinden faaliyetlerle ilgili teklifler alıyoruz. İştirakçi olmak isteyenler beklediğimizden çok daha yoğun. Bizi çoğalmaya- imkân dâhilinde şubeler açmaya yönlendiren de Anadolu'dan gelen bu taleplerdir. Gözümüzde Anadolu hakkaniyet ve samimiyet timsali bir mekân. ALTAY'ın alevden atı Anadolu'nun saf topraklarında bir kıvılcım, kötülükleri yakan bir meşale olmak için yola çıktı.

      Baran:

      -Gönüllü olan herkes dernek faaliyetlerine katılabilir mi? Yani belli bir hedef kitleniz var mı?

      H. Kantarcı:

      -Hangi çevreden olursa olsun, kendini mevcut sistemde ifade edemeyen veya kendisine dayatılan mevcudu kabul etmeyen herkes... Başta, yaşça da genç olanlar, meselâ üniversite gençliği olmak üzere... Her inanıştaki samimileri; söyleyecek sözü ve yapacak işi olan herkesi derneğimize üye olmaya çağırıyoruz.

      Baran:

      -Üniversite gençliği dediniz. Bir genç olarak gençliğin durumunu nasıl görüyorsunuz?

      H. Kantarcı:

      -İBDA Mimarı Salih Mirzabeyoğlu, genci "ideal mevceleri körelmemiş" diye tarif ediyor. "Gençliğin hali içler acısı" gibi kolayına kaçan tariflerden ve beylik laflardan uzak durmalıyız. Gençlik bizim gözümüzde (kırık dökük de olsa) antenleri açık birer alıcı; fakat çevre şartları o kadar kötü ve gürültü- parazit o kadar yoğun ki, doğru frekansı yakalayamıyorlar. BD- İBDA'nın vurduğu gong sesini algılayamıyorlar yani. Dernek vazifelerinden biri de çeşitli faaliyetlerle, özellikle eğitim seminerleriyle bu sesi gençlere duyurmak olacak.

      Baran:

      -Teşekkür ederiz.